Gündem

EDiTÖRDEN (Filmere ait bilgiler editör yazısının hemen altında)

Merhabalar! İçinizi ısıtmak için (olur da havalar soğursa) yanı başınızda olacak, ALEV ALMIŞ bir programla Kasım'a merhaba diyoruz. Bu ay, dünyanın dört bir yanından 7 yeni özgün filmi konuk ediyoruz. Kasım'da aşk başka mıdır, kim bilir, ama SineBU öyle!

Geçen yıl festival turuna Altın Aslan ile başlayan Roma, dünyayı kasıp kavurduktan sonra yolculuğunu Oscar'larda birçok ödülle taçlandırmıştı. Bu yıl benzer hisleri doğuran bir yapım daha var: PARAZİT! Bütün dünyayı kudurtan Altın Palmiyeli filmi (sonunda!) bu ay SineBU'da göreceğiz. The Host ve Snowpiercer'in yönetmeni Bong Joon-ho, filmdeki kusursuz işçiliğiyle ustalardan övgü topladı. Kore'nin, janr sınırlarında dans eden sinemasına ilgi duyanlar kaçırmamalı!

GOD EXISTS, HER NAME IS PETRUNYA, PARAZİT ile kapıyı açtığımız toplum eleştirisi sinemasına Makedonya'dan bir kadın bakışı katıyor. Berlin'de Altın Ayı için yarışan filmin Hrıstiyanlık, küçük yer yaşamı ve kadınlık üzerine söyleyecek çok şeyi var. Biraz Güney'e, İtalya'ya iniyoruz.

Call Me By Your Name ve Suspiria ile bolca övgü toplamış ve gözleri üzerine çekmiş olan yönetmen Luca Guadagnino bu kez karşımıza yeni orta metraj çalışması THE STAGGERING GIRL ile çıkıyor. Cannes'da görücüye çıkan filmin göz alıcı bir oyuncu kadrosu var. Üstelik gözümüze hitap eden tek kısmı oyuncuları da değil; moda devi Valentino'ya odaklanan filmin yapımında da marka ile çalışılmış ve filme özel göz kamaştıran kostümler dikilmiş. Filmin görüntü yönetmeninin CMBYN ile aynı olduğunu da hesaba kattığımızda hiç çekinmeden THE STAGGERING GIRL'in görsel olarak çok çekici olduğunu söyleyebiliyoruz.

Seyirci karşısına ilk kez Cannes'da çıkan bir diğer film VE SONRA DANS ETTİK de bizi konusuyla cezbediyor; aşkı dansı ve müziği bir araya getiren film bir kendini keşfetme öyküsü. Yönetmen Levan Akin film için 2013’te saldırıya uğrayan Onur Yürüyüşü’nden etkilendiğini ve 80'lerin dans filmlerinden esinlendiğini söylüyor. Filmekimi'nden de iyi dönüşler alan bu yüksek enerjili filmi merakla bekliyoruz.

Kasım programındaki tek Türkçe film olan KRALİÇE LEAR, canımız Pelin Esmer'in yeni belgesel çalışması. 2005 yapımı Oyun'da izlediğimiz, köylerinde tiyatro topluluğu kuran kadınların öyküsü KRALİÇE LEAR ile devam ediyor. Aynı kadınlar, Shakespeare'in Kral Lear'ını sergilemek için yollara düşüyor. Yalnızca iki kez oynayacak olan filmi kaçırmayın!

Bu ayı da Fransızca komedisiz geçmiyoruz. Kurbanlarını telekinezi yoluyla öldüren katil lastikle ilgili filmi Lastik (2010) ile tanınan Quentin Dupieux yeni filmi DERİ CEKET ile gerçekliğin sınırlarını çekip büzüştürmeye devam ediyor. Bu seferki öykü deri ceketine aşırı takıntılı bir psikopat hakkında. Quentin Dupieux'nun çılgın atan kafasını yaşamak için gösterimi kaçırmayın!

Ekselansları için üç kez: Jim Jarmusch! Jim Jarmusch! Jim Jarmusch! Bunca yıldır Amerika'da sinema yapmasına rağmen Hollywood'un içine çekemediği ak saçlı, kara gözlüklü, güzel gönüllü yönetmenin 1995 yapımı süperli filmi DEAD MAN'i çıkış tarihinden 24 yıl sonra bu ay SineBU'da izleyeceğiz. Jarmusch'un "Saykodelik Vestern" olarak tanımladığı filmde "William Blake" isimli ana karakteri Johnny Depp üstleniyor. Neil Young'ın bestelediği müzikler yer yer filmin de önüne geçiyor; Türkiye'de ilk kez bu yıl gösterime giren filmi beyaz perdede görme fırsatı kaçırılmamalı.

Ekim programında olan ve gösterimlerine devam edecek olan filmler ise ACI VE ZAFER, ORAY ve CLIMAX. Evet Climax. Hala Climax.

Son bir mesele de gösterimlere geç girişlerle ilgili; sosyal medya hesaplarında çokça duyurusunu yaptığımız gibi, Kasım'dan itibaren film başladıktan sonra içeri izleyici almayacağız. Gündemimiz böyle. Sınavlardan daraldığınızda, sıcak bir yer aradığınızda, iyi bir film izlemek istediğinizde çok yakınınızdayız, bekleriz :)
Sevgiler, Editör: İhsan Özdemir (Kapak Görseli: DEAD MAN)

PARAZİT / PARASITE
2019 | 132' | Güney Kore | Korece; Türkçe altyazılı
Yönetmen: Bong Joon-ho
Sevdiğimiz yönetmen Bong Joon-ho sınıflar arasına sıkışmış Güney Kore’yi yerellikten olabildiğince uzak bir hikaye ile çözümlemenin peşinde. Hikayenin odağındaki Kim ailesinin hayatta kalabilmek için etraflarındaki kaynakları tüketme ve fırsatlara ayak uydurma alışkanlığı Park ailesi ile tanışmalarının ardından daha önce karşılaşmadıkları sonuçlara sebebiyet vermekte. Filmin ritmini bu tahmin edilemezlik unsuru üstüne kuran yönetmen, yakalamayı başardığı güçlü oyunculuklar ve görüntü yönetimi ile de epey dikkat çekiyor. Bütün bunları bir araya getiren en önemli unsur olan hikaye, filmin ilk karesinden kapanışına kadar eklemlenmeyi, yeni katmanlar oluşturmayı ve bunları anlatısı içinde tutarlı, organik bir bütün halinde sürdürebilmeyi başarıyor. Bütün oyunlarına rağmen samimi bir ton tutturabilmesini ise yönetmenin aşina olduğumuz odaklı politik tutumunun bir sonucu sayabiliriz. Bu yıl Cannes’da Altın Palmiye’yi aldıktan sonra festival takipçilerinin yolunu gözlediği filmin geçtiğimiz yılların dikkat çeken bir diğer Altın Palmiye kazananı Kare kadar hırslı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Osman Baran Özdemir

ÇARPICI KIZ / THE STAGGERING GIRL
2019 | 37' | İtalya | İngilizce; Türkçe altyazılı
Yönetmen: Luca Guadagnino
Karakterlerinin duygu dünyalarını samimiyetle inceleme ve yansıtma amacını odağına alması ile öne çıkan Luca Guadagnino, Julianne Moore’u başrolünde gördüğümüz orta metrajı ile karşımızda. Üzerine çalıştığı otobiyografisinin etkisiyle New York’taki yaşantısından kopup Roma’daki annesine sürüklenen Francesca’nın hikayesini işleyen film muğlak anlatı yapısını karakterinin çağrışımları üstüne kurmakta. Rüyalara ve bilinçaltına şekil verirken her zaman açık bir anlatıya ihtiyaç olmadığını belirten yönetmen hayal, geçmiş ve gerçek üçgenini film boyunca canlı tutmaya çalışıyor. Moore’a eşlik eden Marthe Keller, Kyle MacLachlan ve Alba Rohrwacher gibi isimlerden önce geniş bir kostüm yelpazesini fark etmenin mümkün olduğu filmin sanat yönetimine verdiği önem büyük dikkat çekmekte.
Osman Baran Özdemir

VE SONRA DANS ETTİK / AND THEN WE DANCED
2019 | 105' | İsveç, Gürcistan, Fransa | Gürcüce; Türkçe altyazılı
Yönetmen: Levan Akin
Ulusal Gürcü Topluluğu’nda dans eden Merab ile ekibe sonradan katılan ve hem rakibi, hem de yasak aşkı olacak Irakli’nin kalbinize dokunacak hikayesini anlatıyor AND THEN WE DANCED. Odağına saf aşkı alan film hikayesini; folklorik estetiğin, gençliğin, kafa karışıklığının, dansın ve hayalkırıklıklarının desteğini alarak amatör bir ruhla anlatıyor. Harika müzik kullanımı, yönetmene göre ‘kendisini oynayan’ oyuncular, karakterler gibi savrulan kamera kullanımı ve vurucu sonuyla bu yılın unutulmazları arasına giren AND THEN WE DANCED, amatör ruhun ne kadar iyi bir sonuç doğurabileceğine bir örnek niteliğinde. Yönetmen Levan Akin; ilhamını Tiflis’te Onur Yürüyüşü’ne yapılan acımasız bir saldırıdan aldığını ve filmin temasından dolayı Gürcistan’da ölüm tehditleri dahil birçok zorluklarla karşılaştıklarını, setlerde güvenlik görevlisi bulundurmak ve çekim yapılacak lokasyonların sahiplerine farklı bir hikaye anlatmak zorunda kaldıklarını belirtiyor. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yaptıktan sonra basından da çok olumlu geri dönüşler alan ve bizim de çok sevdiğimiz bu filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz.
Mert Eryılmaz

DEAD MAN
1995 | 121' | ABD, Almanya, Japonya | İngilizce, Krice; Türkçe altyazılı
Yönetmen: Jim Jarmush
Erken dönem Jim Jarmusch severler buraya! 95 yapımı Jim Jarmusch imzalı Dead Man, Neil Young’ın bir yandan kulağınızı tırmalarken bir yandan tüylerinizi diken diken edecek müzikleri, genç Johnny Depp’in harika oyunculuğu ve yönetmenin özel dokunuşlarının belli olduğu ruhani atmosferi ile seyirciye ilginç bir deneyim vaat ediyor. Genç William Blake, iş için gittiği kasabadan beklemediği sonuçlar sebebiyle sessiz sedasız uzaklaşırken kendisini tedavi eden Nobody ile hem bir kaçışın, hem de bir arayışın yolculuğuna çıkar. Modern mitlerin ve gündeliğin kesiştiği bölgedeki kendine has hikaye anlatıcılığı ile pek sevdiğimiz Jim Jarmusch’un yarattığı bu tekinsiz ortamda William Blake’in yolculuğu sırasında geçirdiği değişim için bile izlenmeyi hak eden film, salondan ayrıldıktan sonra bile bizimle birlikte gelen nadir filmlerden biri. ‘’Some are born to sweet delight,/Some are born to endless night.’’
Mert Eryılmaz

DERİ CEKET / DEERSKIN
2019 | 77' | Fransa | Fransızca; Türkçe altyazılı
Yönetmen: Quentin Dupieux
Seyircinin perdede gördüklerini anlamlandırma pratiğine mantığın geçemeyeceği duvarlar içinden hikayeler ile karşılık veren Quentin Dupieux, ilk gösterimini Cannes’da yapan DERİ CEKET ile bizlerle. Sahip olduğu deri ceketin kusursuzluğu karşısında kendini kabul edilemez güzellikteki bu cekete teslim etmek haricinde başka bir çözüm bulamayan Georges ile gerçekliğin belirsizleştiği bir kara komediye sürükleniyoruz. Kurgucu olma hayalleri kuran Denise ile barda tanıştıktan sonra ceket giyen tek insan olma yolundaki eylemlerini belgelediği filme bir ortak bulan Georges’un bu saplantılı hikayesi yönetmenliğin kendisi ile paralel okumalara da oldukça açık. Fakat filmin en güçlü yanlarından biri anlatısını bu paralelliklere bükmekten ziyade özündeki absürt hikayeyi korumaya çalışması. Dupieux’nün rasyonalize etmeye çalıştıkça dağılan durumların ortasına çaresiz karakterler bıraktığı bu keyifli seyirliğinin karşısında seyircilere has ceketlerimizi giyip olacakları bekliyoruz.
Osman Baran Özdemir

ONUN ADI PETRUNYA / GOD EXISTS, HER NAME IS PETRUNYA
2018 | 100' | Kuzey Makedonya, Belçika, Fransa, Hırvatistan, Slovenya | Makedonca; Türkçe altyazılı
Yönetmen: Teona Strugar Mitevska
Festival serüvenine Berlin’de başlayıp salonumuzu ziyaret eden ve özellikle politik duruşuyla öne çıkan filmler arasında yer alan ONUN ADI PETRUNYA, küçük ve gündelik sayılabilecek olayların daha geniş çerçevede söylemlere uzandığı bir anlatı yapısına sahip. İş arayışındaki Petrunya’nın hüsranla sonuçlanan fırsatlar silsilesinin ardından Teofania Bayramı kutlamaları sırasında bir kadının asla yapmaması gereken bir eylemde bulunup törende kullanılan kutsal haçı sahiplendikten sonra kasaba halkının, yerel polisin, kilisenin ve muhabirlerin odağı haline gelir. Özellikle bu olayların sonrasını odağına alan filmin söyleminin yer yer anlatısının önüne geçtiğini söylemek mümkün. Ana Yarışma’da gösterilen film Sinemacılar Ödülü’nü almasına ek olarak hristiyan kimlikleriyle öne çıkan bir kurul tarafından verilen Ekümenik Jüri Ödülü’nün sahibi olması da filmin taştığı politik çerçeve içinde önemli bir detay sayılabilir.
Osman Baran Özdemir

KRALİÇE LEAR
2019 | 84' | Türkiye | Türkçe; İngilizce altyazılı
Yönetmen: Pelin Esmer
Pelin Esmer, Oyun’da Toroslar’ın dağ köyü Arslanköy’ün kadınlardan oluşan tiyatro topluluğunu anlatıyordu. On yıl sonra, arada geçen zamanda bağını koparmadığı bu topluluktan Ümmü, Zeynep, Behiye, Fatma ve Cennet, o zamanlar köyün lise müdürü olan ve topluluk için oyun yazan, şimdiyse Mersin Devlet Tiyatrosu’nun başında bulunan Hüseyin Arslanköylü’yle birlikte bu sefer Shakespeare’in Kral Lear’ını uyarlamaya karar verdi. Kraliçe Lear adıyla kadınların kendi hayatlarına uyarladıkları oyun, Mersin’in 30 ücra dağ köyünde sahnelendi. Pelin Esmer de bu sürece kamerasıyla tanıklık etti.
Ayvalık Film Festivali Programından

KAÇIRMADINIZ:
ORAY
2019 | 100’ | Almanya | Almanca, Türkçe, Romanca; Türkçe altyazılı
Yönetmen: Mehmet Akif Büyükatalay
Almanya’da gurbetçi bir ailenin oğlu olan Oray, ilk gençlik yıllarında suça bulaşmış, hapis yatmıştır. Eşi Burcu’yla mutluluğu yakaladığı yeni hayatında eski alışkanlıklarından uzak durmaya çalışır. Bir yandan da Almanya’daki İslamcı akımlara kapılır. Yönetmen, Oray ile “Almanya’da, Batılı, demokratik, seküler bir ülkede Müslüman olmak, din yoluyla kendini ifade etmek istemek ne demek?” sorusuna yanıt aradığını söylüyor.
Başka Sinema

ACI VE ZAFER / DOLOR Y GLORIA
2019 | 113’ | İspanya | İspanyolca; Türkçe altyazılı
Yönetmen: Pedro Almodóvar
ACI VE ZAFER, Salvador Mallo ismindeki, deneyimli ama gençlik günleri artık geride kalmış bir yönetmenin geçmişten bugüne yaptığı seçimleri ve yaşamında iz bırakan olayları konu ediyor. Bir yönüyle Almodóvar’ın kendi hayat hikâyesi sayılabilecek Acı ve Zafer, başrol oyuncusu Antonio Banderas’ın devleşen performansının da eklenmesiyle ilettiği duygular perdeden dışarı taşan, bir yandan hüzünlü, bir yandan da umut verecek bir film.
Başka Sinema

CLIMAX
2018 | 95' | Fransızca, İngilizce; Türkçe altyazılı
Yönetmen: Gaspar Noé
(Biz de bitti sanmıştık ama bitmedi.)
Doğum ve ölüm sıra dışı deneyimlerdir. Yaşam, geçici bir hazdır.
Başka Sinema